Emtia fiyatlarına duyarlı pegli ülkelerin sayısının azaldığı bir konjonktürde 2018 yılının para politikaları tarafında birkaç ülke öne çıkıyor.

​Suudi Arabistan

Petrol ihracatçısı bazı ülkelerin dalgalı kur rejimine geçtiği veya para birimini devalüe ettiği bir ortamda Suudi Arabistan’ın mevcut sabit kur rejiminden vazgeçip geçmeyeceği bu yılın takip edilecek gelişmeleri arasında yer alacak.

Her ne kadar petrol fiyatlarının USD 65 seviyesinin üzerinde seyretmesi para birimini desteklese de ülke 2017 yılının ilk üç çeyreğinde daraldı.  1980 yılından bu yana ortalama %2,2 büyüme kaydeden Suudi Arabistan 2016 yılında %1,7 ile ılımlı bir büyüme gerçekleştirmişti.

2015 ve 2016 yılında bütçe açığı/GSYH oranı %15’leri aşmıştı. Yetkililer kemer sıkma programlarıyla ve petrol fiyatlarının toparlanmasıyla bütçe açığını kısmen iyileştirmiş durumda. Öyle ki 2014 yılında petrol fiyatlarındaki keskin düşüş sonrasından bu yana ilk kez oran %10’un altına geriledi.

Bütçe dengesindeki kısmi iyileşmenin sayesinde yetkililer, büyümedeki zayıflığı telafi etmek için bu sene için genişletici politika sözü vermiş durumda. Özel sektörün ekonomideki rolünü artırmayı amaçlayan yetkililerin, daha esnek döviz kuru rejimini tercih edip etmeyeceği önemli.  

Fas

Fas daha esnek bir döviz kuru rejimine doğru çalışmalar ve yönlendirmeler yaparken henüz neticeye ulaşabilmiş ülkelerden biri olamadı. Ülkede Dirham’ın değeri Euro (%60) ve Dolardan (%40) oluşan bir sepet üzerinden hesaplanmakta. Ülke en son Nisan 2015’te Euro’nun ağırlığı %80’ten %60’a azaltılmıştı. Beklentiler IMF’nin de yönlendirmesiyle ülkenin dalgalı bir döviz kuru rejimi için yavaş ve kademeli adımlar atması yönünde olsa yetkililer şimdilik sessiz.

Yetkililerin sessizliği, ekonomik verilerin iyimserliğinin bir yansıması diyebiliriz. Fas’ta 2016 yılındaki kuraklık sonrası, bu sene tarım sektöründe işler yolunda gitti. 2016 yılında yaklaşık %0,8 büyüyen ekonominin  2017 yılında toparlanarak %4,4 seviyesine ulaşması IMF tarafından beklenmekte.2016 yılında ortalama %13 düşüş gösteren tarım sektörü 2017 yılının ilk 9 ayında %14 artış göstermiş durumda. Benzer şekilde dünyanın en büyük fosfat yataklarına sahip olan Fas da madencilik sektöründeki performansta bu sene parlaktı. 2016 yılında ortalama %4 artış sergileyen madencilik sektörü yılın ilk üç çeyreğinde %18 artış kaydetti.

Küresel ticaret koşullarının elvermesiyle birlikte Avrupa’daki güçlü performans geçtiğimiz sene ülkenin ihracat kalemini de desteklemiş durumda. Böylece 2016 yılında %4,4’e yükselen cari açık/GSYH oranının 2017 yılında %3,9’a doğru iyileşmesi beklenmekte. Benzer şekilde bütçe açığı/GSYH oranının %4,1 seviyesinden %3,5 gerileyeceği düşünülüyor.

Mısır

2016 Kasım ayında dalgalı kur rejimine geçen Kuzey Afrika ülkesi Mısır’ın ise, bu sene politika faiz indirimlerine başlaması muhtemel gözükmekte. 2018 yılında enflasyon, yüksek baz etkisinden yararlanarak kademeli düşüşünü gerçekleştirecek. Öyle ki bugün sabah saatlerinde açıklanan Kasım ayına ait Mısır enflasyonu %21,9 ile son 14 ayın en düşük seviyesine geriledi.  Bu düşüşün 2018 yılı geneline yansıması muhtemel. Risk olarak ise gerileyen enflasyondan cesaret alabilecek olan yetkililerin bütçe dengesini daha da iyileştirmek için sübvansiyonlarda ek azaltıma gitmesi.

Lübnan

Lübnan’da siyasi gelişmeler ekonominin gündeminde yer almakta. Ülkenin Başbakanı Kasım ayında istifa ettikten sonra Aralık ayında kararından vazgeçti. Genel seçimlere 4 aydan az bir süre kalırken (6 Mayıs’ta) 9 yıl aradan sonra ilk kez seçim yapılacak. Siyasi gelişmelerin gölgesinde ülke para birimi de baskı altında kalmakta. 1,500 dolara pegli olan para biriminin geleceği merak konusu. Ülke mali düzenlemeye ve vergileri artırarak harcamaları dengeli hale getirmeye mecbur zira Lübnan’ın kamu borç stoku/GSYH oranı %150 seviyelerinde. Japonya ve Yunanistan gibi en yüksek borç stoğuna sahip olma, ülkeyi kırılgan hale getiriyor. Cari açık/GSYH oranı ise %15’in üzerinde yer almakta. Ancak rezervlerin işçi dövizlerinin katkısıyla USD 45 milyar seviyesinde bulunması bu taraftaki kırılganlığı nispeten azaltıyor. Bununla birlikte ülke Suudi Arabistan gibi petrol zengini ülkelerin avantajını ekonomisinde hissedememekte. Eğer Peg’de herhangi bir değişiklik yapılmazsa Merkez Bankası’nın politika faizini artırmaya mecbur kalacağı düşünülebilir. Bu durum zayıflayan büyümeyi daha da aşağı çekecek bir unsur. Ancak çevre ülkelerdeki toparlanma beklentisi içerisinde büyümenin bu sene önceki seneye göre daha iyi bir performans sergileyebileceği daha olası.