OPEC’in üretim kısıntısına rağmen artan ABD petrol üretimi petrol fiyatlarının yükselişini engelliyor.

Kasım ayının sonunda OPEC, kendi üyeleri arasında 2008 yılından bu yana; Rusya ile de 2001 yılından bu yana ilk defa üretimde kesinti anlaşmasına imza atmıştı. Brent petrolün varil fiyatı Kasım ayında USD 46 seviyelerinde iken şu an USD 51 seviyelerinde bulunmakta. Petrol bu zaman diliminde Ocak ayında USD 58 seviyesine kadar yükselse de özellikle Mart ayında aşağı yönlü baskıyla karşı karşıya kaldı.

İçerisinde bulunduğumuz zaman diliminde Brent petrolün artan arz fazlası ile OPEC’in üretim kısıntısını yeterli bulmayarak USD 50 seviyesini kırmaya çalıştığını gözlemliyoruz. Öyle ki Brent petrol 200 günlük ortalamanın altını test ederken; şimdi bu seviyeye yakın bir seyir izliyor. Petrol piyasasını şu anda arz dinamiklerinin belirlediği görüşündeyiz. Küresel iktisadi faaliyetteki çıktı açığı, Çin’in büyüme modelini değiştirmesi, alternatif enerji kaynaklarına yönelim ve enerji verimliliği, tasarrufu yüksek ürünlerin tüketiciler tarafından tercih edilir hale gelmesi petrol piyasasında talep dinamiklerini etkisizleştirmekte. Bu durumu fark eden petrol üreticileri de çeşitli kota ayarlamalarıyla fiyatları arttırmaya çalışıyorlar. Petrol piyasasında talep yönlü dinamikler etkinliğini arttıramadığı sürece fiyatların sürdürülebilirliğinin zor olacağını, bu süreçte de fiyatları üretim kotalarının belirleyeceği görünüyor.

Petrol fiyatlarındaki aşağı yönlü baskının ise kısacası aşağıdaki nedenlerden kaynaklandığı söylenebilir.

ABD'nin “ konjonktürel (swing)” üretici haline gelmesi:

ABD’de aktif sondaj kuyusu sayısı Eylül 2015’ten bu yana en yüksek seviyelerde seyretmekte. Petrol üretimi ise 9 milyon varil ile Şubat 2016’dan bu yana en yüksek seviyesinde. ABD’de kaya gazı teknolojisi yeni. Bunun anlamı zaman ilerledikçe teknolojik gelişim faktörü sayesinde petrol çıkarma maliyeti düşme eğilimini korumakta. Daha önceden varil başına 70 Dolar civarında tahmin edilen çıkarım maliyeti zaman geçtikçe güncel tahminlerde aşağı yönlü revize edilmekte. Öyle ki EIA raporuna göre 2015 yılında maliyetler 2012 yılına göre %25-30 aralığında düşmüş gözükmekte. İçerisinde bulunduğumuz dönemde ise maliyetlerin %7 ila %22 arasında düşüş gerçekleştirmesi beklenmekte. Kaya gazı teknolojisi petrol fiyatları için enteresan bir supap işlevi görmekte. Fiyatlar yükseldikçe devreye giren kuyular arzı arttırıp fiyatlardaki yükselişi frenlemekte. Fiyatlar belirli bir seviyeye düşünce de çıkarım maliyetleri nedeniyle kuyular kapanmakta ve arzı azaltarak fiyatları desteklemekte.

Ülkelerin anlaşmaya uyumları:

OPEC üyesi ülkelerin anlaşmaya uyumunun %106 olduğu Şubat ayında OPEC üyesi olmayan ülkelerin üretimi kısma anlaşmasına uyumlarının %64 ile daha sınırlı olması petrol fiyatlarını baskılayan faktörlerden biri.

Bu gelişmeler doğrultusunda OPEC üyesi ülkeler olağan toplantı için 25 Mayıs tarihinde bir araya gelecekler. Petrol üretim kısıtlaması Ocak 2017'de başlayıp 6 aylık süre için geçerli olurken; bu toplantıda 6 ay daha uzatılmasını değerlendirecekler. Mayıs ayındaki görüşme öncesi geçtiğimiz hafta sonu Kuveyt’de gerçekleşen OPEC toplantısında da üretim kesintisinin uzatılması yönünde görüş birliği ortaya çıktı. Ancak OPEC-dışı petrol üreticilerinden Rusya henüz görüş vermek için erken ifadesini kullandı. Cuma günü Rusya Merkez Bankası, işaret mahiyetinde 25 baz puan faiz indirimine gitti. Ruble’ye değer kaybettirmeyi amaçlayan Rus ekonomi yönetimi petrol fiyatlarında Ruble’ye ekstra güç kazandıracak bir değerlenme beklentisi içinde bulunsaydı daha güçlü faiz indirimine gidebilirdi. Rusya bu sene için varil başına 40 ABD Doları petrol fiyatı beklentisiyle hesaplarını düzenlemekte. İlaveten toplantıda kota uygulamasına rağmen stokların fazla yükseldiği de belirtildi. Bunun anlamı toparlanan küresel ekonomiye rağmen petrol talebinde kayda değer bir artış ortaya çıkmadığı.

Petrol fiyatlarındaki seyir petrol ihracatçısı ülkelerin ekonomik görünümlerinde de belirleyici olmayı sürdürüyor.

Rusya özelinde baktığımızda Ruble ile petrol fiyatları arasındaki korelasyonun 2017 yılında 2016 yılına benzer şekilde zayıfladığını görüyoruz. Para biriminin petrole hassasiyetin azalmasının nedeni ise ülkedeki yüksek reel faiz oranlarının bir nevi koruma kalkanı oluşturması. Enflasyonun da gerilemeyi sürdürmesi ve %4,6 ile %4 olan enflasyon hedefine yaklaşması da reel faizleri destekleyen bir unsur. Rus yöneticiler Ruble’nin hak ettiği denge seviyesine (fair value) göre %10 değerli hale geldiğini demeçlerinde belirtiyorlar. Petrol fiyatlarındaki gerileme Ruble’ye değer kaybettirmediği gibi son faiz indirimi de Ruble’de değer kaybı ile sonuçlanmadı. Merkez bankasının para birimine değer kaybettirmeyi amaçladığı bir ortamda sinyal mahiyetinde 25 baz puanlık indirim kur üzerinde etkisini hissettiremedi.

Enflasyondaki iyileşme ve para birimindeki değerlenmeye rağmen ülkede ekonomik toparlanmanın genele yayılamadığı görülüyor. Sınai üretimdeki güçlenmeyi perakende satışlarda göremiyoruz. Zira gelir dağılımı çok adil sayılmayacak Rusya’da geliri düşük kesimler yüksek faiz ortamında para biriktirmeyi, tasarrufu tercih ediyorlar.

Rusya Merkez Bankası geçtiğimiz Cuma 25 baz puan faiz indirimi sonrası faiz indirimlerini önümüzdeki ikinci ve üçüncü çeyreklerde kademeli olarak sürdürebileceğini belirtmekte.  Önceki konuşmalarında Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina politika faiz oranının enflasyonu 2,5-3 yüzde puan aşması gerektiğini belirtmişti. Bu açıklamasını dikkate aldığımızda bankanın, politika faizini önümüzdeki süreçlerde %4 olan enflasyon hedefinin üzerinde %6,5-7 seviyesinde tutması beklenebilir.

Dolayısıyla hem tüketimi desteklemek hem de Ruble’nin denge seviyesine yaklaştırabilmek için merkez bankasının önümüzdeki dönemde yaz aylarında faiz indirimlerini güçlendirmesi mümkün. Ancak henüz harekete geçmemelerinin sebebi petrol piyasasına yönelik belirsizlikler gibi görünüyor. Petrol fiyatlarında toparlanma beklentisi durumunda merkez bankasından daha güçlü bir faiz indirimi görebilirdik.

Sonuç olarak petrol fiyatlarının gerilemeye başladığı 2014 yılı öncesinde petrol üreten ülkelerin varlık fonlarından GOÜ’lere sermaye akımlarından bahsedilmekteydi. Bahsettiğimiz dönem Katar gibi ülkelerin Dünya Kupası gibi organizasyonlara talip olduğu ve ciddi kamu yatırımlarına giriştiği bir süreçti. Şu anda petrol üreticisi ülkeler kamu maliyelerini denkleştirmekte zorlanıyorlar. Bu nedenle artan petrol fiyatlarının 2014 öncesindeki gibi GOÜ’lere sermaye hareketiyle sonuçlanmasını beklememek gerekiyor.

Şu anda petrol fiyatları ve GOÜ fiyatlaması arasındaki dinamik ABD’deki enerji sektörü özel sektör tahvil getirileri (faizleri) üzerinden çalışmakta. Petrol fiyatları düşerken “spread” açıldığı için GOÜ varlıklarında satış gözlemleniyor. Geçtiğimiz sene petrol fiyatlarındaki toparlanma “spread”leri daralttığı için risk iştahını desteklemişti. “Spread” dinamiği ve varlık fonlarından GOÜ sermaye hareketi dinamiğini ayrı tutmak gerekiyor.