İngiltere Merkez Bankası gününe FED’in yeni başkan adayını beklerken uyanıyoruz.

ABD Başkanı Donald Trump, FED’in başkanlığı için göstereceği adayı bugün açıklayacağını belirtti. Basına yansıyan haberlere göre Trump’ın önereceği kişi FED’in mevcut yöneticilerinden Jerome Powell. Powell, FED’in başkanlığı görevine gelirse, Bernanke – Yellen ekolünün süreceği düşünülebilir.

Her ülkede para politikasının kendine özgü tartışma alanları var. Örneğin enflasyon hedeflemesini 1980’lerin sonunda başlatan ülkelerde (Yeni Zelanda, Kanada) bugün para politikasının nasıl geliştirilebileceği tartışılıyor. Yeni Zelanda’da merkez bankasının görev tanımı, fiyat istikrarının yanına eklenecek istihdam hedefiyle zenginleştirilebilir. ABD, görev tanımı açısından FED’i zaten istihdam ile yetkilendirmiş durumda. ABD’de para politikası alanındaki tartışma faiz seviyesinin belirlenmesi üzerinde yoğunlaşıyor.

FED başkanlığı için adı geçen kişilerden birisi Standord Üniversitesi öğretim görevlisi John Taylor. Taylor, kendi adı ile anılan kurala göre FED’in politika faizinin belirli ve mekanik bir kurala bağlanmasından yana. Son yıllarda FED yöneticileri para politikasının mekanik bir kurala bağlanmaması gerektiği yönünde ciddi bir tartışma içindeydiler. Bernanke – Yellen ekolü, faiz seviyesinin belirli bir kurala bağlanmadan yönetilebilmesi için ciddi mesai harcadı. Ekonominin, davranışsal yanı nedeniyle sürekli belirli bir kurala göre yönetilmesinin istenmeyen sonuçlara yol açabileceği yönünde FED yöneticileri hemfikirdiler. İlaveten güncel Nobel ekonomi ödülleri davranışsal ekonomi üzerine çalışan araştırmacılara verilmekte. Ekonomide mekanik yöntemlerden uzaklaşılmaya çalışılan konjonktürde John Taylor’un isminin FED başkanlığı için geçmesi piyasalarda ilgiyle izlenmekte.

Eğer Taylor başkan seçilirse, kendi adıyla uygulanan kuralı devreye alıp alamayacağı sorgulanacaktır. Kendi kuralını uygulamaya geçirmesi durumunda ABD’de faizlerin hızla artma riski ortaya çıkıyor. Çünkü Taylor kuralına göre şu anda ABD’de faizlerin %3,75 oranında belirlenmesi lazım. Oysa ki FED’in mevcut politika faizi yalnıza %1,25 oranında (daha doğrusu %1 ila %1,25 bandında) ve önümüzdeki sene sonunda %2,25 oranına ulaşması öngörülüyor. Eğer Taylor kuralı devreye girerse ister istemez faiz etkisiyle ABD Doları’nda değer kazancı baskısı görebiliriz.

Taylor kuralı tartışması dışında FED’in başına gelecek ismin ciddi bir tesiri olmayacaktır. Zira, ABD’de iktisadi faaliyet canlı gidiyor. Küresel ekonomideki senkronizasyon ve artan ticaret hacimleri, önümüzdeki dönemde ABD ekonomisi için umut verici gelişmeler. Enflasyon ağır da olsa %2 hedefine doğru tırmanıyor. Önceki gün açıklanan istihdam maliyet endeksi (ECI), işsizlik oranı ve enflasyon arasındaki bağın daha kopmadığını gösterdi. Bu nedenle önümüzdeki dönemde FED’in faizleri arttıracağı biliniyor. FED’in başına kimin geleceği orta ve uzun dönem fiyatlamalar açısından çok belirleyici görünmüyor. Ancak Taylor kuralı tartışması Gelişen Ülke kur ve varlıkları için bir risk unsuru. Kısa vadede ise; ister halihazırdaki başkan Janet Yellen yeniden atansın ister Bernanke – Yellen ekolü ile özdeşleştirilen Jerome Powell göreve gelsin mevcut fiyatlamaların sürdüğünü görebiliriz.

Öğleden sonra TSİ 15:00’de İngiltere (BoE) ve Çekya Merkez Bankaları’nın faiz kararlarını izleyeceğiz. Çekya’nın para politikasının faiz arttırımları ile normalleştirmeyi sürdürmesi bekleniyor. BoE’nin kararı ise haftanın olayı.  

İngiltere’de iktisadi faaliyetin dirençli çıkması faiz arttırımı için BoE’ye alan tanıyor. Sene içerisinde dönem dönem BoE’nin faiz arttırıp arttırmayacağı tartışması alevlenmişti. Para politikası kurullarında çekimser oy kullanan üye sayısı artış eğilimindeydi. Genel anlamı ile iktisadi faaliyetteki görünüm BoE’nin temkinli yaklaşımıyla sonuçlandı ve faizlerde bugüne kadar bir değişiklik gerçekleştirilmedi. Aslında bugün de faizin artacağı kesinlik kazanmış bir konu değil.  Günün sonunda oylamada Başkan Mark Carney’in oyu belirleyici kalabilir.

BoE’nin kararını hangi tonda alacağı Sterlin üzerinde fiyatlamaları değiştirecek. Eğer olası faiz arttırımı yeteri kadar şahin tonda gerçekleşmezse Sterlin’de değer kazançları sınırlanabilir. Genel kanılardan birisi de BoE’nin bir seferlik (one and done) faiz arttırımı yapacağı yönünde. Brexit belirsizliğinde iktisadi faaliyetin seyrine göre bir sonraki faiz arttırımı Brexit sonrasına, 2019 yılı ortasına kalabilir. Eğer BoE bugün faiz arttırmazsa Sterlin’de değer kaybı ile karşılaşabiliriz.

Her Perşembe günü gibi bugün yurt-içinde döviz tevdiat hesaplarını (DTH) ve sermaye akımlarını TSİ 14:30’da izleyeceğiz.

Yurt-dışında ise ABD’de verimlilikle ilgili birim maliyetler TSİ 15:30’da açıklanacak.

S&P500, vadeli işlemlerde %0,19 oranında değer kaybediyor, Dolar / TL kotasyonları 3,8046 seviyesinden geçiyorlar.

Sepet: 4.1198 0.05%
Doğu Avrupa Kurları: 0.26%
EMFX: 0.17%
DXY: 94.5
Euro: 1.1651 0.28%
Japon Yeni: 0.22%
Hisse Oynaklığı (VIX): 10.2
Faiz Oynaklığı (MOVE): 49.9
ABD 10 yıl vadeli devlet tahvil faizi: 2.36%
ABD Hisseler: S&P500 0.16% Vadeli -0.19%
Altın (ons başına) 1279.1
Petrol: 60.6
MSCI Türkiye Endeksi (t-1): 1.99%
Türkiye ETF'i: 1.58%
MSCI Gelişen Piyasalar Hisse (t-1): 0.88%
Çin Şanghay Endeksi (yerel para birimi cinsi): -0.42%

​ ​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​