Enflasyon ve S&P gününün sabahına Apple’ın açıkladığı iyi satış öngörüsü ile uyanıyoruz.

2008 Avrupa Şampiyonası’nda futbol milli takımı, yarı finale çıkabilmişti. Milli takım, şampiyonaya katılan toplam 16 ülke arasında yarı finale kalmayı başarabilen dört ülkeden birisiydi. Milli takım, oynadığı 5 maçta yaklaşık 480 dakikanın yalnızda 11 dakikasında öndeydi. Ancak o sene şampiyonaya hazırlanırken kondisyon konusunda milli takım “kararlı” davranmıştı. Çoğu maçı yenik götürse de güçlü fizik kondisyon sayesinde maçları son dakikada çevirmeyi başarmışlardı. O yüzden maçın başında değil maçın sonuna varıldığında skorbordda ne yazdığı belirleyici.

Bugün TSİ 10:00’da TÜİK, Ekim ayı enflasyon verisini açıklayacak. Çarşamba günü enflasyon raporu toplantısında merkez Bankası Başkanı Sayın Murat Çetinkaya, Ekim ve Kasım aylarında enflasyonun artış eğilimini koruyacağını belirtti.

Enflasyon ve para politikası, mili takımın 2008 tecrübesini bizlere bir kere daha yaşatacağa benziyor. İki aylık sürede artan enflasyon para politikasını baskı altında bırakacak. Ancak Aralık ayı ile birlikte enflasyon düşmeye başladığında para politikasının tam saha presi belirgin hale gelecek. Mart ayına geldiğimizde enflasyon %7’lere iyileştiğinde sıkı para politikası enflasyon üzerindeki baskıyı iyice şiddetlendirecek. Sonrasını birlikte göreceğiz ancak merkez bankasının “kararlı” yaklaşımı kondisyon demek ve merkez bankası presinden taviz vermezse yılın ikinci yarısında enflasyonun yerini dez-enflasyona bıraktığın görmemiz mümkün.

Akşam ise gözler Standard & Poor’s (S&P) kredi derecelendirme kuruluşuna dönecek. S&P, Türkiye’yi diğer derecelendirme kuruluşlarına göre bir kademe aşağıda ve negatif görünümle izliyor. Türkiye’nin karakteristik sıralaması Fitch – Moody’s ve S&P şeklinde. Bu açıdan S&P’nin, Türkiye’yi diğer kuruşlara göre daha düşük kademede değerlendirmesi normal. Ancak not değişiminden bugüne geçen süre zarfında Türkiye ekonomisine ilişkin öngörülebilirlik kapasitesi arttı. Bu nedenle S&P’den görünüme ilişkin iyileştirme beklemekteyiz.

Başarısız darbe girişiminin ardından beliren konjonktürde kredi derecelendirme kuruluşlarının öngörü kapasitesi sınırlanmıştı. Yurt-içindeki gelişmelere küresel bazı dinamikler de eklendiğinde kur oynaklığı kabul edilebilir sınırları zorlamıştı. Bunun sonucunda majör üç kredi derecelendirme kuruluşu ülke kredi notunu birer kademe indirdi. Geldiğimiz noktada hem küresel açıdan hem de yurt-içi gelişmeler açısından daha öngörülebilir bir konjonktürle karşı karşıyayız. Uluslararası ticaret hacimleri artarken küresel büyümede “senkronizasyon” teması ağır basıyor. Finansal piyasalarda oynaklıklar düşük seviyelerde seyrediyor. Bu nedenle kredi notları konusunda en kötünün geride kaldığı görüşündeyiz. Bundan sonra kredi derecelendirme kuruluşlarından gelecek açıklamaların hep daha iyimser tonda gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Bu anlamda ilk önce S&P’nin negatif görünümü düzelteceği görüşündeyiz. S&P’nin endişe duyduğu konulardan birisi büyümeydi. Ancak Türkiye büyüme konusunda sene başındaki düşük oranlı piyasa beklentilerini aşabildi. Yine de büyüme performansının sürdürülebilirliğine ilişkin S&P’den temkinli bir dil kullanmasını bekleyebiliriz. Ardından Moody’s iyimser açıklamalarla takip edebilir. Fitch de önümüzdeki yıl görünümü pozitife çevirebilir. S&P hamlesinin bu yıl, Moody’s ve Fitch’den hamlelerin önümüzdeki yıl gelmesini bekliyoruz.

Neticede kredi notları borç sadakati ile ilgililer. Makroekonomik gelişmeler, ülkenin borç sadakatini ilgilendirdiği ölçüde kredi derecelendirme kuruluşlarının radarına girmekte. Bir ülkenin borç sadakati kamu maliyesinin yönetimine doğrudan bağlıdır. Türkiye, Dünya’da kamu maliyesini en iyi yöneten ülkeler arasında. Bu sene yalnızca %2’ye yükselen bütçe açığı benzer ülkelerle karşılaştırıldığında belirgin şekilde pozitif ayrışmakta. Son üç yıl içerisinde bir yerel seçim, iki genel seçim, bir cumhurbaşkanlığı seçimi ve bir de anayasal referandumu geride bırakan Türkiye’de bütçe disiplininden taviz verilmedi. İstihdam seferberliği kapsamında bu sene başında devreye giren harcamalar işsizlik oranında kayda değer iyileşmeyle sonuçlandı. Sene başından bugüne 800bin kişiyi aşan istihdam fırsatı oluşturuldu. Artan istihdam; iç talep için harcanacak hane-halkı geliri, kamu maliyesi için de toplanacak vergi geliri demek. Maliyenin gider tarafından çok gelir tarafından idaresi kendi içerisinde bir disiplin getirmekte. Ekonominin harcamalara dayanan uygulamalar yerine vergi teşvikleriyle canlandırılması bütçe dengesinin yönetilebilir ve kontrollü seviyelerde kalmasını sağlıyor. Kamu borçluluğunun da %30’un hemen altındaki seyri önemli bir destek gücü. Borç aritmetiğinde büyüme hızları önemli rol oynar. Türkiye’nin %5+ büyüme performansı borç çevrilebilirliğini rahatlatmakta. Güçlü büyüme sayesinde önümüzdeki yıllarda borç stoğunda artış öngörülmüyor.

S&P’nin Türkiye’ye diğer kuruluşlara göre bir kademe aşağıda not vermesi, S&P açısından daha fazla hareket alanı sağlıyor. Ancak diğer kurumlarda bir değişiklik ortaya çıkması yani ülke kredi notunun yatırım yapılabilir seviyeye ulaşması için bütçe performansının kesinleşmesi lazım. Kredi notları kolay değişen göstergeler değiller. Özellikle kredi derecelendirme kuruluşları piyasa yorumcuları ve işlemcilerine göre çok daha temkinli davrandılar. Bu nedenle göstergeler kesinlik kazanmadan majör değişikliklerden kaçınırlar. Her ne kadar biz piyasa yorumcuları için %2 bütçe açığı konusunda tereddüt bulunmasa da %1’den %2’ye hızlı bir artış gerçekleştiği için bütçe açığı %2 oranında istikrar kazanmadan Moody’s ya da Fitch’den bir hareket göremeyebiliriz. %2 çıpasının belirginleşmesiyle Moody’s ve Fitch’in önümüzdeki yıl içerisinde S&P’yi izlemesini bekliyoruz.

Her ayın ilk Cuma günü gibi bugün de ABD’de İstihdam Raporu günü. TSİ 15:30’da Çalışma Bakanlığı, tarım-dışı istihdam değişimini açıklayacak. Kasırgalar sonrasında bugünkü veride güçlü artış bekleniyor. Normalde haftanın risk verisi İstihdam Raporu’dur. Ancak geride bıraktığımız iki haftalık yoğun gündemde bugünkü rapor arka plana düşüyor. Raporla aynı anda dış ticaret verisini, raporun ardından TSİ 17:00’de hizmet sektörüne yönelik ISM verisini ve fabrika siparişlerini izleyeceğiz. ABD ekonomisinin canlı seyrettiğini herkes biliyor.

FTSE100 endeksi, vadeli işlemlerde %0,13 oranında değer kazanırken, Dolar / TL kotasyonları 3,8085 seviyesinden geçiyorlar.

Sepet: 4.1244 -0.27%
Doğu Avrupa Kurları: -0.03%
EMFX: 0.01%
DXY: 94.7
Euro: 1.1658 0.00%
Japon Yeni: 0.05%
Hisse Oynaklığı (VIX): 9.9
Faiz Oynaklığı (MOVE): 48.7
ABD 10 yıl vadeli devlet tahvil faizi: 2.35%
ABD Hisseler: S&P500 0.02% Vadeli 0.01%
Altın (ons başına) 1277.0
Petrol: 60.8
MSCI Türkiye Endeksi (t-1): 0.64%
Türkiye ETF'i: 1.15%
MSCI Gelişen Piyasalar Hisse (t-1): -0.14%
Çin Şanghay Endeksi (yerel para birimi cinsi): -0.45%

​ ​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​