Genel Bilgiler

Her bilanço gibi Fed bilançosu da varlık ve yükümlülüklerden oluşmaktadır. Yükümlülükler, ana hatları ile merkez bankasının tedavüle aldığı para miktarından ve bankaların topladıkları mevduat karşılığı merkez bankası kasasında tuttukları rezervlerden ibarettir. Dolayısı ile merkez bankası bilançosunun pasifinde merkez bankasının kendi parası ve bankaların rezerv parası bulunur. Varlıklar ise merkez bankasının piyasadan aldığı menkul kıymetlerdir. Bu kıymetler genellikle devlet tahvilinden oluşur.

FED’in varlıkları 2008 krizi öncesindeki yaklaşık 1 trilyon ABD Doları tutarından günümüzdeki 4,5 trilyon ABD Doları tutara ulaşmıştır. FED’in piyasa jargonuyla “QE” (Quantitative Easing à Nicel / Parasal Genişleme) diye bilinen program dahilinde piyasadan aldığı devlet tahvili ve konut kredilerine dayalı menkul kıymetler bilançonun genişlemesiyle sonuçlanmıştır.

Aktif taraftaki varlık artışı, pasif tarafta rezerv paranın artışı ile dengelenmiştir.

Tablo 1: Fed bilançosunun görünümü

Şekil 1: FED bilançosunun başlıca varlıkları (USD trilyon).

Kaynak: Bloomberg, Ziraat.

Varlıklar

FED’in para ödemesi gereken herhangi bir şey teorik açıdan FED’in varlığı haline dönüşebilir. Geleneksel olarak FED’in varlıkları, piyasadan satın alınan devlet tahvillerinden oluşmaktadır. Buna istinaden, FED’in başlıca operasyonlarını devlet tahvilleri satın almak veya geç likidite penceresinden ihtiyaç duyan bankalara kredi vermek olarak ifade edebiliriz.

FED’in bilançosunun varlık kısmında en büyük paya sahip olan kalem menkul kıymetlerdir. Bu kalem, FED’in menkul kıymet alıp-satmasını ifade eden açık piyasa işlemleri ile yönetilir.

Reeskont kredileri de geç likidite penceresi aracılığıyla FED’in bankalara açtığı kredileri göstermektedir.

Bu iki kalem FED’e faiz geliri sağlaması açısından da kayda değerdir.

Yükümlülükler

Dolaşımdaki FED banknotları, halkın elinde bulunan kağıt banknotları ifade eder. Şu anda Dünya genelinde FED tarafından basılan 1,53 triyon tutarında ABD Doları banknot tedavülde dolaşmaktadır. Teorik açıdan her bir banknot hamiline yazılı FED çeki gibi düşünülebilir. Bu yüzden banknotlar merkez bankaları için yükümlülüktür.

Banka mevduatları diğer bir adıyla rezervler de yükümlülük niteliğindedir. Tüm bankaların FED’de mevduatlarını tuttukları birer hesabı bulunmaktadır. Rezervler bankalar için varlık konumundayken; FED tarafında yükümlülük niteliği göstermektedir. Çünkü nihayetinde bankaların kredi yoluyla para oluşturma sistemini destekleyebilmek amacıyla bu rezervlerin muhatabı aslında bankalardaki mevduatın sahibi gerçek ve tüzel kişilerdir. Bankaların kredi büyümesini düzenlemek amacıyla mevduatların zorunlu bir kısmı merkez bankasında rezerv para şeklinde tutulmaktadır.

Bilançonun pasifinde yer alan bu iki yükümlülük FED’in parasal yükümlülükleri olarak ifade edilir. FED’in parasal yükümlülükleri parasal tabanı oluşturur.

Yükümlülükler

Parasal tabanın kontrolü açık piyasa işlemleri ile yapılır. FED tarafından bir bankadan tahvil alımı yapılması ve bilançosunun büyütülmesi açık piyasa alımı olarak ifade edilir. FED’in tahvil satışı ise açık piyasa satışı olarak adlandırılır.

Örneğin FED bir bankaya veyahut bankacılık dışı bir kesime 100 dolarlık tahvil satışı yaparsa parasal taban 100 dolar azalır.

Tablo 2: Açık Piyasa Satış İşleyişinin Şematik Gösterimi

Neticede FED’in bilançosunu normal koşullarda genişletmesi için bir sınır yoktur. Fed varlıkları satın aldığında bilanço da otomatik olarak genişler. Buna benzer şekilde FED varlıklarını sattığında ise bilanço daralır. Ancak FED her ne kadar istediği kadar (teorik olarak) sınırsız bir biçimde bilançosunu genişletebilse de bilançoyu daraltmayı sınırsız olarak yapamaz. Bu limit varlıkların değeri ile belirlenir ve FED sahip olduğundan daha fazla Hazine tahvili satamaz.

Tabii ki FED bilançosunda daralma ve genişleme kararlarını alırken bunun ekonomi üzerine nasıl ve ne ölçüde yansıyacağını da göz önüne alır.

Para Politikasının Normalleşmesi

2008 yılında küresel çapta etkili olan finansal kriz sonrasında FED başta gelişmiş ülke merkez bankaları ekonomileri desteklemek adına faiz indirimlerine başvurmuştur. Ancak bu çapta alınan önlemlerin etkisinin arzulanan seviyede olmaması ve faiz oranlarının sıfır düzeyine yaklaştıkça merkez bankalarının faiz indiriminde manevra alanının daralması yeni politikaları gündeme getirmiştir. Böylece merkez bankaları geleneksel olmayan para politikalarına yönelmiştir.

Küresel ekonomide toparlanmayla birlikte merkez bankaları yeniden klasik para politikasına dönme aşamasındadırlar. FED’in de QE programı dâhilinde genişlettiği bilançosunu tekrar daraltması gündemdedir. Ekonomiye olası etkilerini göz önüne alarak FED bilançosunu kademeli şekilde daraltacağını açıklamış ve bir takvimi kamuoyu ile paylaşmıştır. Buna göre 2018 yılı sonunda FED’in bilançosunun 4 trilyon ABD Doları düzeyinde şekillenmesi beklenmektedir. Genel bir görüş de küresel ekonomi hacmindeki artış, Dolar kullanımının yaygınlaşması neticesinde bilançonun nihai 2,5 trilyon Dolar civarına ulaşacağıdır. Bu tutar, kriz öncesi 700 milyar Dolar seviyesinin ciddi şekilde üzerindedir.

Bilanço küçültmesine ilaveten para politikasının normalleşme sürecinde kademeli faiz artışlarının devam etmesi beklenmektedir.

Tablo 3: Bilanço Küçültme Adımları

Şekil 2: Politika Faiz Oranının Seyri

Kaynak: Bloomberg, Ziraat.