2021 ENTEGRE FAALİYET RAPORU
MAKROEKONOMİK GÖRÜNÜM


2021 YILI KÜRESEL EKONOMİK AKTİVİTENİN ÖNGÖRÜLERDEN İYİ SEYRETTİĞİ, BUNUNLA BİRLİKTE ENFLASYONİST RİSKLERİN ARTTIĞI BİR YIL OLMUŞTUR.


2021 YILINDA KÜRESEL TALEPTE ÖNGÖRÜLERDEN HIZLI GERÇEKLEŞEN TOPARLANMANIN ARZ SIKINTILARIYLA BİRLEŞMESİ EMTİA FİYATLARINDA ARTIŞIBERABERİNDE GETİREREK KÜRESEL ÜRETİCİ VE TÜKETİCİ FİYATLARINDA YÜKSELİŞİ BELİRGİNLEŞTİRMİŞTİR.


TÜRKİYE EKONOMİSİNİN 2021 YILINDAKİ GÜÇLÜ BÜYÜMENİN ARDINDAN 2022 YILINDA DIŞ TALEP AĞIRLIKLI, POTANSİYELİNE YAKLAŞAN BİR BÜYÜME SERGİLEMESİ BEKLENMEKTEDİR.

Daralan küresel ekonominin IMF projeksiyonlarına göre 2021 yılında %5,9 büyümesi beklenmektedir.

KÜRESEL EKONOMİ

2021 yılı küresel ekonomik aktivitenin öngörülerden iyi seyrettiği, bununla birlikte enflasyonist risklerin arttığı bir yıl olmuştur.
Pandeminin etkisini hafifletmeye yönelik uygulamaya alınan mali ve parasal politikaların desteği, aşılanmanın yaygınlaşması, kısıtlayıcı tedbirlerin gevşetilmesi ve ertelenen taleple birlikte 2021 yılında küresel ekonomide toparlanma öngörülerden daha iyi bir seyir izlemiştir.

Aşıya erişimdeki sıkıntılar ise büyümedeki görünümün bölgeler ve ülkeler arasında ayrışmasına neden olmuştur. Özellikle aşı geliştirmede ve aşıya erişimde önde olan gelişmiş ülkelerde aşılanmadaki hızlanmayla belirgin ekonomik toparlanma gözlenirken, aşı tedarikinde ve aşılanmada sorun yaşayan bazı gelişmekte olan ülkelerde ise ekonomik toparlanma daha zayıf seyretmiştir.

2021 yılının ilk çeyreğinde başlayan aşılama sürecinin ikinci çeyrekte hız kazanması, kısıtlamaların azaltılmasıyla seyahat başta olmak üzere hizmet sektörü faaliyetlerinin hızlanmasını sağlamış, baz etkisinin de katkısıyla 2021 yılının ilk yarısında küresel ekonomide güçlü bir toparlanma gözlenmiştir.

Yılın ikinci yarısında başta tedarik zincirindeki sıkıntılar, Çin konut sektörüne yönelik endişeler, Delta varyantın yayılması ve uygulanan bazı kısıtlayıcı tedbirlerin de etkisiyle küresel ekonomide toparlanma bir miktar hız kaybetmiştir. Ek olarak emtia fiyatlarındaki yüksek seviyeler, arz ve talep dengesizlikleriyle enflasyonist baskılar artmış, bu durum gelişmiş ve gelişmekte olan ülke merkez bankalarının sıkılaşma takviminin öne çekilmesine neden olmuştur.

Euro Bölgesi, 2021 yılında güçlü bir toparlanma sergilemiştir.
En büyük dış ticaret ortağımız Euro Bölgesi’nin 2021 yılı büyümesi aşılamanın ve destekleyici para ve maliye politikalarının katkısıyla pozitif seyretmiştir. ECB, 2022 yılında Fed’e nazaran parasal sıkılaştırma adımlarının daha yavaş atılacağına dair sinyal vermektedir. Buna ek olarak bölgenin PMI verileri ekonomik faaliyetlerde büyümenin yavaşlayarak da olsa sürdüğünü göstermektedir.

Bu gelişmeler de 2022 yılında Euro Bölgesi kaynaklı dış talebin Türkiye ekonomisinin büyümesini destekleyici görünümünü sürdürebileceğine işaret etmektedir.

Neticede 2020 yılında %3,1 daralan küresel ekonominin IMF projeksiyonlarına göre 2021 yılında %5,9 büyümesi beklenmektedir. 2022 yılına ilişkin beklenti ise başta Fed olmak üzere birçok gelişmiş ülke merkez bankasının parasal sıkılaşma temposunu artıracak olmasının etkisiyle küresel büyümenin daha ılımlı bir hızda gerçekleşmesi yönündedir ve %4,4 büyümeye işaret etmektedir.

2021 yılının ana temalarından biri, emtia fiyatlarındaki yükseliş olmuştur.

Fed parasal sıkılaşma adımları atmaya başlamıştır.
2021 yılında küresel talepte öngörülerden hızlı gerçekleşen toparlanmanın arz sıkıntılarıyla birleşmesi emtia fiyatlarında artışı beraberinde getirerek küresel üretici ve tüketici fiyatlarında yükselişi belirginleştirmiştir.

ABD ekonomisi 2021 yılında küresel toparlanmaya öncülük eden ekonomilerden biri olmuştur. İstihdam piyasasındaki belirgin toparlanma dikkatlerin artan enflasyonist baskılara çevrilmesine neden olmuştur. Fed, enflasyondaki yüksek seviyeleri ilk başlarda geçici olarak nitelendirse de tedarik zincirindeki sıkıntıların 2022 yılına da sarkacağı yönündeki varsayımların da etkisiyle enflasyonun geçmiş öngörülere nazaran daha uzun ve kalıcı olabileceğine dair keskin bir dönüş yapmıştır.

Nihayetinde ABD ekonomisindeki güçlü seyir ve artan enflasyonist baskılar nedeniyle Kasım ayında varlık alım azaltımı programını açıklayan Fed, Aralık toplantısında varlık alım azaltımını hızlandırmış ve bu sene için de 3 faiz artırımı öngörmüştür.

Fed’in, varlık alım programını Mart ayı itibarıyla tamamlaması beklenmektedir. 2022 yılının Ocak ayında yayınlanan, Aralık ayına ilişkin Fed toplantı tutanaklarında ise Fed’in faiz artışlarını daha hızlı gerçekleşebileceğinin gözlenmesi, daha şahin bir Fed ile yıla başlanmasına neden olmuştur. Bu arada Biden yönetimi tarafından tasarlanan devasa teşvik paketinin müzakere süreci devam ederken paketin onaylanması halinde mali adımların küresel ekonomiyi de destekleyici bir unsur olabileceği düşünülmektedir.

Gelişmiş ülke merkez bankalarının sözlü yönlendirmeleri ve sıkılaştırma adımlarıyla özellikle 2021 yılının ikinci yarısında, gelişmekte olan ülkelerin geneli de para politikalarını sıkılaştırma eğiliminde olmuştur. 2022 yılında Fed’in para politikasındaki normalizasyon hızının GOÜ’lere yönelik sermaye akımlarında belirleyici olacak ana unsurlardan biri olması beklenmektedir.

2021 yılının ana temalarından biri, emtia fiyatlarındaki yükseliş olmuştur. Birçok ülkenin stratejik rezervlerini piyasaya sunması ve Çin’de gözlenen yavaşlama sinyalleri ise emtia fiyatlarının yılın son döneminde sınırlı hız kesmesini sağlamıştır.

Çin büyümesinin seyri, OPEC+ Grubu’nun tavrı, İran’ın nükleer anlaşması, stratejik rezervlerin kullanımı ve Rusya-Ukrayna kaynaklı jeopolitik riskler, emtia fiyatlarının 2022 yılındaki seyrini etkileyebilecek önemli unsurlar olarak sıralanabilir. Çinli yetkililerin, yavaşlama sinyalleri veren ülke ekonomisini canlandırmak için atabileceği destekleyici adımlar ise küresel finansal koşullardaki sıkılaşmayı kısmi olarak hafifletebilecek bir unsur olarak değerlendirilmektedir.

2022 yılında varyantların aşılara duyarlılığı ile birlikte pandeminin seyri, hükümetlerin mali politikalarında öngörülerin üzerinde sıkılaşmaya gitme ihtimali, Rusya-Ukrayna odaklı jeopolitik gelişmeler ve Çin finans ve emlak piyasalarındaki gelişmeler, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarındaki dalgalanmayı beraberinde getirebilecek diğer unsurlar olarak öne çıkmaktadır.

Covid-19 pandemisinin sürmesi ve Delta varyantın ardından Omicron varyantı gibi daha hızlı yayılma özelliğine sahip farklı varyantların ortaya çıkması, salgına ilişkin belirsizliklerin küresel ekonomi üzerinde etkili olmaya devam edeceğinin işaretidir. Bununla birlikte Omicron varyantı kaynaklı vakalarda semptomların giderek hafiflemesi ve uygulanan kısıtlayıcı tedbirlerin 2022 yılının ilk çeyreğinde hafifletilmeye başlanması pandeminin sona erebileceğine yönelik umutları da artırmaktadır.

İhracattaki güçlü performans, sanayi istihdamını da desteklemiş, istihdamdaki yıllık artışın yaklaşık dörtte birini sanayi sektörü sağlamıştır.

TÜRKİYE EKONOMİSİ

Türkiye ekonomisinin 2021 yılındaki güçlü büyümenin ardından 2022 yılında dış talep ağırlıklı, potansiyeline yaklaşan bir büyüme sergilemesi beklenmektedir.
2020 yılında pozitif büyüme kaydeden nadir ülkelerden biri olan Türkiye, 2021 yılında iç ve dış talebin katkısıyla öngörülerin ve potansiyelinin üzerinde bir büyüme performansı sergilemiştir. Türkiye ekonomisi, 2021 yılı genelinde %11 ile güçlü bir büyüme performansı göstermiştir. %11’lik büyümenin 9,3 puanını tüketim, 1,8 puanını yatırım, 4,9 puanını net ihracat oluştururken, stoklar -4,9 puan ile büyümeyi negatif yönde etkilemiştir. Üretim yönünden baktığımızda %11’lik büyümenin 3,3 puanını ihracatın desteklediği sanayi sektörü, açılmanın etkisi ve kısıtlamaların kaldırılmasıyla 4,6 puanını hizmet sektörü sağlamış ve büyümenin sürükleyici kalemleri olmuştur. Çift haneli bir büyüme rakamıyla 2021 yılını sonlandırırken, 2022 yılında büyümedeki olumlu performansın hız keserek sürdürülmesi beklenmektedir.

2021 yılı küresel çapta tedarik zincirindeki sıkıntılar ve nakliye maliyetlerindeki sert artışla küresel ticarette zorlukların yaşandığı bir yıl olmuştur. Türkiye ise lokasyon avantajıyla bu durumu kendi lehine çevirmiş ve 2021 yılında rekor ihracat gerçekleştirmiştir. 2021 yılı genelinde büyümenin yaklaşık yarısını ihracat oluştururken ihracatın 2022 yılında da büyümenin sürükleyicilerinden olacağı tahmin edilmektedir.

İhracattaki güçlü performans, sanayi istihdamını da desteklemiş, istihdamdaki yıllık artışın yaklaşık dörtte birini sanayi sektörü sağlamıştır. Sürece hızla adapte olan firmalar güçlü talep neticesinde kapasite kullanım oranlarını tarihi ortalamalarının üzerine çıkarmış, neticede yoğun talep, firmaları yatırımlarını artırma konusunda da teşvik etmiştir. 2022 yılında dış talebin desteğiyle yatırımlardaki artış eğiliminin sürebileceği düşünülmektedir.

2021 yılında turizm gelirleri aşılanmanın katkısıyla öngörülerin üzerinde gerçekleşmiş ve ihracatla birlikte cari açıktaki düşüşte belirleyici olmuştur. Aşı ve ilaçların desteğiyle 2022 yılında pandeminin etkisinin hafifleyebileceği öngörüsü turizmde pozitif beklentilerin sürmesini sağlamaktadır. Ertelenen seyahat programlarının devreye girmesinin 2022 yılında turizm sektörünü olumlu etkileyebileceği değerlendirilirken, ülkemize gelen yabancı ziyaretçi sayısında önemli payı olan ülkelerden Rusya ve Ukrayna’daki gelişmelerin turizm gelirlerinde belirleyici unsurlardan biri olması beklenmektedir.

Geçmiş tecrübeler, yüksek bir büyüme performansı sergilediğimiz dönemlerde cari açıkta da genişleme yaşandığına işaret etmektedir. Bununla birlikte 2021 yılında büyüme oldukça güçlü seyretse de altın ithalatındaki azalış eğilimi, güçlü ihracat ve toparlanan hizmet gelirleri ile cari açıkta belirgin bir daralma görülmüştür. 2020 yılında 35,5 milyar ABD doları olan 12 aylık kümülatif cari açık, 2021 yılında 14,9 milyar ABD dolarına gerilemiştir. Neticede 2020 yılında %5 olan cari açık/GSYH oranı 2021 yılında %1,9’a gerilemiştir. Başta altın ve petrol ithalatındaki gidişatın önemli bir unsur olmaya devam edeceği 2022 yılında, turizm ve ihracat gelirlerindeki seyrin de cari denge üzerinde belirleyici olması beklenmektedir.

Cari denge gibi bütçe dengesinde de 2021 yılında önemli kazançlar elde edilmiştir. Bütçe gelirlerinin öngörülerden güçlü seyrettiği 2021 yılında giderlerin daha ılımlı seyretmesiyle bütçe dengesinde iyileşme ön plana çıkmıştır. 2021 yılı, bütçe açığı/GSYH oranında %2,7 seviyesi ile %3,5 olan OVP hedefinin belirgin altında kapatılmıştır. Hem iç talepteki güçlü seyir hem de imalat ve ticaret sektörlerindeki yüksek kârlılıklar ile kurumlar vergisi oranındaki artış, gelirlerin hedefi aşmasında belirleyici unsurlardan olmuştur. 2021 yılında bütçe dengesinde elde edilen başarı 2022 yılında mali tarafta manevra alanı sağlayabilecek bir unsur olarak değerlendirilmektedir.

2021 yılı hem dünyada hem de Türkiye’de enflasyonist baskıların öne çıktığı bir yıl olmuştur.

2021 yılı hem dünyada hem de Türkiye’de enflasyonist baskıların öne çıktığı bir yıl olmuştur. Pandeminin getirdiği zorlu koşullar neticesinde tedarik zincirinde yaşanan sorunlar 2021 yılında da devam etmiş, bazı sektörlerdeki arz kısıtları, emtia fiyatlarındaki yüksek seyir, kuraklık, döviz kuru ve talep gelişmeleri gibi unsurlar 2021 yılında enflasyonun öngörülerin üzerinde seyretmesine neden olmuştur.

2022 yılının genelinde enflasyonun yüksek seviyelerini koruduktan sonra son çeyrekte baz etkisinin katkısıyla gerileyebileceği öngörülmektedir.

Ekonomik aktivitedeki güçlü seyir, turizmdeki toparlanma ve güçlü ihracatın desteklediği sanayi sektörü ile birlikte istihdamda ve işsizlik oranlarında 2021 yılında olumlu bir seyir gözlenmiştir.

2021 yılının Mart ayında önden yüklemeli ve güçlü bir parasal sıkılaşma yapan TCMB, Eylül ayına kadar politika faizini sabit tutmuştur. TCMB, para politikasının etkileyebildiği talep unsurları, çekirdek enflasyon gelişmeleri ve arz şoklarının yarattığı etkilerin ayrıştırılmasına yönelik analizleri değerlendirerek politika faizinde Eylül-Aralık döneminde toplamda 500 baz puanlık indirim gerçekleştirmiştir.

Ekonomik aktivitedeki güçlü seyir, turizmdeki toparlanma ve güçlü ihracatın desteklediği sanayi sektörü ile birlikte istihdamda ve işsizlik oranlarında 2021 yılında olumlu bir seyir gözlenmiştir. 2020 yılında ortalama %13,1 olan işsizlik oranı 2021 yılında ortalama %12,1 seviyesine iyileşmiştir. Bütün sektörlerin salgın öncesi dönemin üzerinde istihdam sağladığı görülürken, salgın öncesi ay olarak Şubat 2020 ile karşılaştırıldığında, sanayi ve hizmetler sektörlerinin istihdam artışına öncülük ettikleri gözlenmiştir.

up
down